Kaş’ta Tatil…
2006 yazında keşfettim sadece adını bildiğim Kaş’ı… Olympos-Çıralı tatilimin bitiminde son 3 günümü ayırdım bu keyifli yere. Rastgele bulduğum bir pansiyonda kalıverdim, hiç beklentisiz. Çok gezemedim gündüzünde ama gecesinde yakamozlar eşlik etti şaraba.
15 saatlik otobüs yolculuğu sırasında bile söz verdim “seneye buradayım” diye Kaş’a.
Ve geldi 2007′Temmuz’u, kuzen ile beraber düştük yollara. İnternet şansımdan olsa gerek bulduğum apart http://www.kasimaparthotel.com/ acayip keyifli ve beklentilerimizi karşılayan (ekonomik/hijyenik/sessizlik/bla blaaa
bir yer idi.
Efendim konumuz Kaş, Kaş, kaş… Ahhh nasıl güzeldir, ah nasıl her yaz gidesim vardır artık bilmezsiniz… Kuzen ile gezer iken Büyükçakıl’ın taşlı, Küçükçakıl’ın plajsız, Kaputaş’ın muhteşem berrak dalgalı, Limanağzı’nın eh işte olan kıyılarından cıpcıpımızı yaptık. Ki her biri inci tanesi bu denizlerden sonra kolay kolay kesmez sizi herhangi deniz! Benden söylemesi… Akşamları kah merkezde kaldırım taşları üstünde Mavi Bar’ın müziğinden nemalanıp biraları devirdik kah sahilde kayalıklarda dert dinleyip Şerefe! dedik. Apart müsait, biz kızlar da sorunsuz olunca domatesler, karpuzlar taşındı odaya pardon oda demek haksızlık olur minik evimize ki kendisi 50m2′lik kelli felli bir ev idi
makarnalar, salatalar ile yemek sorunu en kestirmeden ve ucuz yoldan halloldu. Bu arada Kaş’ta 3-5 spesifik mekan dışında her işletme her yemeği evet evet her yemeği yapıyor (Örn.: Dostlar Lokantası ! pizza, balık, köfte, hamburger, taze fasulye
, kelle paça vs…)
Araya bir de Saklıkent Turu sıkıştırdık. Şirketin adını maalesef hatırlamıyorum ama zorlarsam bulabilirim. 100 metre yüksekliğinde, 18 km uzunluğunda olan saklıkent turuna başlarken bacaklarınızdaki tüm damarların röntgenini gösteren soğuklukta nehire bağlanan bir gölcükten geçip ufak ufak tırmanmaya başlıyorsunuz. Rehberlerin yardımı ile (ki 4 kişilerdi) Camel Trophy çakması macera başlıyooor
Dizi bük!, tırman, eğil!, kayma! elini omuzuma koy, sırtıma bas! baaaas! komutları ile sürerken yolculuk tura katılan ortayaş üstü İngiliz turistlerin bir kısmı vızıkladı ve turu yarıda bıraktı. Rehberlerin gazı ile sanırım gidiş dönüş 8 km yol katettik. Sonra nehirde minik bir rafting, vakur bir adrenalin
vasat bir öğle yemeği, anca ısınan bacaklar, pert vücutlar…Ve evt keyifli bir aktivite. Walla bak! Katılın yani…
Bu arada son yıllarda daha da ünlü olan Kaş’ta gördüğüm ve okuduğum kadarı ile çarpık yapılaşma Kaşseverleri üzüyormuş
Yapmayın allasen, bozmayın orayı da
Bakın!! Kaş piyasa yeri/mekanı değil, orada clublar yok, concon beachler de yok, İstanbul şubeli işletmeler de yok! E o zaman niye gidesiniz ki değil mi

duygu diyor ki:
canım arkadaşım
kaş’la ilk senin sayende tanıştım.
haziran/2008
denizin düz ,mevsimin yaz ve şansımın az olduğu bi dönemdi
zorlu bi bahardı geride bıraktığım.Aklımın adalet ile vicdan arasında
bi bağlantı kurmaya çalıştığı, altına yapmış bebek gibi huzursuz ve zamansız
bi zaman dilimimdeydim (nedemekse)
çok tuhaftır ki ilk kez geldiğim ve benzersiz biyer için fazla tanıdıktı herşey
hatta otobüsten ilk indiğimde “oh be evime geldim” hissi uyandırdı
küçük bi köy aslında (ama modern)dağlar denize dimdik.tam karşısında meis adası var
kuş bakışı bakdığında gerçekten kaş ve göz gibi birbirini tamamlayan bi görüntüyle karşılaşıyosun
daha sonraları öğrendim meis’in yunancada göz anlamına geldiğini
seni gelir gelmez bağrına basıyo sonra rununu yıkıyıp, paklayıp, doyurup geldiğin yere uğurluyo
büyülü bi mekan doğduğun topraklara seni yabancılaştırcak kadar büyülü. (tabi bakmasını bilene)
insan elinin değdiği heryer gibi kaşında sonu belli. Kaş yaparken göz çıkacak yani:)