Ah o evler…
Ki kederden nefes alamazlar, ki ayıpları çuvallara sığmaz… Küçükken öğretilen yegane şey “evde olan şeyler anlatılmaz” dı bize, sizi bilmem? Sokaklarda yürürken her evin camına bakarım belki dile gelir de haykırarak anlatır “iç(er)indekileri” diye…
Düşünürüm, camları silen kadının çizgilerinden olup bitenleri anlamaya çalışırım… Ama ne mümkün! Ah o evlerin, camların, tüllerin dili olsa da anlatsa gördüklerini… [...]