Ah o evler…

Ki kederden nefes alamazlar, ki ayıpları çuvallara sığmaz… Küçükken öğretilen yegane şey “evde olan şeyler anlatılmaz” dı bize, sizi bilmem?  Sokaklarda yürürken her evin camına bakarım belki dile gelir de haykırarak anlatır “iç(er)indekileri” diye…
Düşünürüm, camları silen kadının çizgilerinden olup bitenleri anlamaya çalışırım… Ama ne mümkün! Ah o evlerin, camların, tüllerin dili olsa da anlatsa gördüklerini… [...]



Bu Ne Dünya Kardeşim?

Aslında niyetim bütün  .oktan haberlerin başlıklarını peşpeşe ekleyip, “bu ne kardeşim? ciyaaaaak” diyerek kaçmak idi! Ama onları seçerken hatta seçemezken bile o kadar sıkıldım ki?  Kime ne anlatalım bilmiyorum, artık kendime bile bişey anlatmak, ikna etmek zor geliyorken…
Çok değil  3-4 insan yılı öncesinde,  bir dostumun canı yandığında, gagası düştüğünde hemen sazı elime alır, icabına bakardım. [...]



Bana ve Size Merhaba!

Büyüdüğümden beri her yere patikalardan gitmeye çalışıyorum. Neden? Çünkü hayat zaten çok dolambaçlı. Yoruyor, kasıyor, üzüyor… Kısa olduğunu da unutmassak vakit az, bünyeyi üzmemek lazım değil mi a dostlar? Ara sıra durun ve bir nefes alın (elbette hep alıyoruz ama) bu kez oksijenin telaşsızca ayak ucunuza kadar gitmesine izin verin. Hissettiniz mi? İşte hayat [...]